DESTANSI GERİ ÇEKİLME / DUNKİRK

DESTANSI GERİ ÇEKİLME / DUNKİRK


                                     
Eğer yukarıdaki filmleri ya da aşağıdaki filmleri beğendiyseniz;

                                    

siz de bir Christopher Nolan hayranısınız demektir.


Ve yönetmenin yeni filmi Dunkirk'ü izlemeniz için bu yeterli bir sebep.


Öncelikle filmimiz bir dönem filmi olup kurgusal bir yapıya sahip olmadığı için filmin içeriğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Filmin  tarih sayfalarındaki kısaca yeri şöyle:

Dunkerque Tahliyesi, diğer adıyla Dinamo Operasyonu, İngiliz ordusunun Fransa'nın Dunkerque (İngilizce:Dunkirk) kıyılarında 400 bin askerle sıkışması ve Avrupa'yı sarsan 9 gün'le beraber İngiliz ordusu'nun deniz desteğiyle tam 338.226 askeri tahliye etmesi ve geriye kalan 68,111 askerin ise ölü, kayıp veya esir düşmesidir. Ayrıca Hitler'in verdiği "dur emri" ile oluşan 48 saatlik boşluk ise onun savaşı kaybettiği 48 saat olarak da bilinir.
Alman ordusu Dunkerque'ye girmek için önünde engel yok iken Hitler tarafından "dur emri" geldi. Bu emirle itibaren 48 saatlik kayıpta,İngiltere limanlarından irili ufaklı 1000-500 dolayında tekne Dunkerque'e hareket eder. Aralarında küçük motorlar ve yatlardan, balıkçı teknelerine kadar çeşitli türden tekneler bulunmaktadır.Teknesi olan her İngiliz vatandaşı, kurtarabileceği kadar vatandaşını alabilmek için denize açılır.
Churchill bu durumdan sonra şu sözleri söyledi: "Bu kurtuluşu zafer olarak saptamamak için çok dikkatli olmalıyız. Savaşlar tahliyelerle kazanılmaz." Bu başarılı geçen tahliye eğer başarısız olsaydı İngiliz ordusu çok büyük bir kayıp verip savaştan saf dışı kalma eşiğine gelecekti veya savaştan saf dışı kalacak idi.

Savaşta geri dönüş yani kaçış, tasvip edilmeyen hatta yadırganan bir durumdur. Hele ki bizim gibi asker-millet bir ulus için utanılacak derecede kötüdür. Zaten İngiliz'in en önemli komutan ve Başbakanlarından Churchill'de bunun farkında. 
Tüm bunlara rağmen Nolan, bu başarısızlık öyküsünü adeta bir destan gibi işlemiş filminde. 

"Güneşin Batmadığı Ülke" olarak kara bir tarihe sahip olan -saklamaya çalıştıkları Kut'ül Amare yenilgisini de çeksinler de görelim- İngilizlerin bu utanılacak hadiseden gurur duyulacak bir şekilde destan çıkarmaları garipsenmemeli.

Yönetmenliğine hiçbir laf edemeyeceğimiz Nolan, bir savaşı değil de bir savaşın psikolojisini vermiş 106 dakikalık son filminde.
Karada, havada ve denizde köşeye sıkıştırılmış İngiliz ve Fransız askerleri, hiçbir şekilde yüzleri gösterilmeyen Alman güçlerinin durmadan yaptığı saldırılara karşılık çaresiz çırpınışları birkaç saniyelik sessizlikten sonra kıyametin içine düşmüş halleri izleyicide derin etkiler yaratıyor. 

Bir savaş filminden beklentimiz nedir? Oluk oluk akan kan, kopmuş kollar, bacaklar, özlenen eş, sevgili, ev... Ama Nolan bunlara sığınmamış sadece savaş ortamında hayatta kalmaya çalışan askerlere ve fedakarlıkta bulunan kişilere odaklanmış. 

Nolan, gerçeğe sadık kalarak tecrübesiz askerleri oynamaları için oyunculuk deneyimi fazla olmayan kişilere yer vermiş.

Nolan'ın bir diğer huyu da olabildiğince gerçekliğe sadık kalıp stüdyo filmler çekmeye çalışıyor. Burada da öyle yapmış ve doğal ortamı tercih etmiş. Yeşil perde ve set yerine filmlerini gerçek mekanlarda çekmeyi tercih etmesi onun bıraktığı izlenimi daha da kuvvetlendiriyor. 

Diyalogun yok diyebileceğimiz kadar az olduğu bu epik filmde, şekilli şüküllü bir savaş kahramanı da yoktur. Tom Hardy, gene yüzünün yarısı kapalı bir şekilde filmi savaş uçağında geçiriyor. 

Nolan deyince hemen yanında peyda olan kişiler vardır. Bunlardan en önemlisi filmini bir tık ileri attıran, filmin süresi boyunca neredeyse hiç susmayarak gerilimi her saniyesinde zirve noktasına yükselten Hans Zimmer'dir. Uzaktan yaklaşan Alman uçaklarının motor sesiyle beraber gelen korku Zimmer etkisiyle iliklerimize işliyor.  Savaşı o an gerçekten hissettiren Zimmer, 106 dakika boyuncu gözümüzü kırpmamıza müsaade etmiyor.

Filmin teknik detaylarını söylememize gerek yok. Nolan etiketi herhalde yeter de artar bile.

Klasik bir Nolan filmi olmamasına rağmen, Nolan filmi olması zaten izlememiz için yeterli bir sebep. 









Yorumlar

  1. Nolan ismini gördüğüm an o film mutlaka izlenmelidir benim için. Çok merak ediyorum, en kısa zamanda izleyeceğim. :) Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle Nolan için aslında eleştiri okumaya gerek yok. Doğrudan izlenmeli. Çünkü pişman etmeyecektir. Mümkün ise IMAX olan salonda izleyin. İyi seyirler.

      Sil
  2. Tüm filmlerini izlememiş olsam da, çoğunu izlemişim. O zaman bu filmi de izlenecekler listesine girsin :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıldızlararası, Başlangıç, Prestij ve Akıl Defteri, Nolan'ın en iyi filmleridir. Mutlaka bunları izleyin. Bunları izledikten sonra Dunkirk sizi tatmin etmeyecek ama adamın en kötü filmi bile piyasanın en filmi konumuna geliyor. Yani kendiyle yarışıyor.
      En yakında zamanda izlersiniz umarım.
      İyi seyirler.

      Sil
  3. Dunkirk filmi oynatılmadan önce çok konuşuldu, çok reklamı yapıldı. Vizyona girdikten sonra filme olan merakım biraz azalsa da Hans Zimmer faktörü hakkında yazdıklarınızdan sonra merakımın tekrar canlandığını söylemeliyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nolan farkı ve Zimmer tarzı filmi izlenir kılıyor. İzlemenizi gerçekten tavsiye ediyorum.

      Sil
  4. Her zamanki gibi çok beğendiğim bir Nolan filmi oldu. Deneyimsiz oyunculara yer vermesi filmi daha gerçekçi kılmış. Hans Zimmer ve Christopher Nolan biz severlerini yine yanıltmadı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle oldu. Özellikle Nolan'ın Hans ve stüdyo takıntısı beni çok etkiliyor. Hep böyle devam eder umarım.

      Sil

Yorum Gönder