Beyaz Gemi, Ses ve Öfke, Yağmurlarla Topraklar

Beyaz Gemi 





Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov'un okuduğum ilk kitabı. Sarsıcı bir kitap.

Destan, efsane ve masal gibi çoğu şifahî edebiyat unsurlarının içinde yaşatılan gerçeklerin alıp götürdüğü bir deniz. Ve bu denizin içinde bir gemi ama sıradan bir gemi değil. Beyaz Gemi.
Kitap sembollerle çevrilmiş. Bu semboller, yüklendikleri anlamları okuyucunun kalbine taşıyor. Kitabı okumayanlar için bunları açıklamayacağım ama gemi deyince zaten birçoğumuzun zihninde ortak bazı anlamlar canlanabiliyor.
Kitabı okurken birçoğunuz Beyaz Gemi'deki çocuk ile Brezilyalı yazar José Mauro De Vasconcelos'un 1968 tarihli romanı Şeker Portakalı'ndaki Zeze'yi hatırlayacaktır. Birbirlerine benzer iki karaker.
Çocuk, kendini hayata bağlayan iki unsura sahiptir: Mümin Dede ve Beyaz Gemi.
Kitapta az olan kişi kadrosunda net bir şekilde iyi ve kötü karakterler belli oluyor. Herkesin duyguları açık. Özellikle Mümin Dede’nin damadı Orozkul. Merhametsiz, sert, orman işlerinin başında herkese kan kusturan, eşini döven bir insan. Ama Orozkul'un doğrudan hiçbir şekilde çocuğa bir kötülüğü dokunmuyor. Çocuk, dedesine ve teyzesine yapılan kötülüklerden dolaylı olarak etkileniyor.
Vicdanı olan herkesin kalbine dokunacak büyük bir derinliği sahip olan Beyaz Gemi, sürükleyici anlatımı ile okuru suyun çocuğu alıp götürdüğü gibi yüreğinin yönlendireceği yerlere götürecek.

Ses ve Öfke 


Amerika’nın en önemli yazarlarından biri olan Nobel Edebiyat ödüllü William Faulkner, yazmış olduğu 12 kitaptan biri olan Ses ve Öfke ile ünlenmiştir. Ayrıca yazar Pulitzer sahibidir.
Kitabı okurken zorlanacaksınız hatta bırakmak isteyeceksiniz ama durun! Çünkü Faulkner’in eserlerinin zor anlaşıldığı edebiyat eleştirmenlerinin ortak görüşüdür. Yani sizin zorlanmanız olağan bir durumdur. Hatta kitap ülkemizde 1965 yılında yayımlandığında açıklayıcı bir bilgi verilirmiş okura. Gerçekten yoğun bir anlatıma sahip olan kitap, karmaşık duran karakter yapısıyla kolay çözümlenmiyor. Sürekli bağlaçlarla ve fiilimsilerle birbirine bağlanan ve bir sayfa süren uzun cümleler ile sürekli yinelemeler kitabı gittikçe zorlaştırıyor. Karakterlere ve olay örgüsüne hâkim olmak için dikkatli bir okuma yapmak gerekiyor. Kitap dört bölümden oluşuyor. Eğer sabreder, ilk iki bölümü bitirebilirseniz üçüncü bölümden sonra kitap anlaşılır ve sürükleyici şekle giriyor.
Yazar alışılagelmişin dışında şaşırtıcı bir şekilde ele aldığı eserde Compson ailesinin başından geçenleri irdeler. Birinci bölümü 33 yaşında olmasına rağmen 3 yaşındaki bir çocuk gibi olan zihinsel engelli Benjy’nin gözünden okuyoruz. İkinci bölümde Benjy’nin payına düşen mirasla Harvard’ta okuyan ağabey Quentin’in dili devreye giriyor. Üçüncü bölümde tahammül edemeyip utandığı Bnejy’nin akıl hastanesine yatması gerektiğini ve hadım edilmesini düşünen Jason’ın anlatımı vardır. Kitabın son bölümünde ise ailenin her şeyini bilen emektar çalışanı Dilsey’i kitabın yazarının anlatımıyla dinliyoruz. Ayrıca kitap yayımlandıktan birkaç yıl sonra yazar, Compson ailesini açıkladığı “Ses ve Öfke’ye Ek” adlı bir bölüm daha dahil etmiştir.
Okurken bu bilgiler işinize yarayacak emin olun. Sabredin ve bırakmayın.




Yağmurlarla Topraklar Tütün Zamanı 2 


Ege'nin ses dalgası olan Necati Cumali, 1950-1953 yılları arasında İzmir Urla'da avukatlık yapmıştır. Bu kasabada mesleğini icra ederken bir hadise duymuş veya birçok hadiseye şahit olmuştur. Bunların edindiği gözlemleriyle birçok eser ortaya çıkarmıştır. Birçok olayları mahkeme tutanaklarından çıkaran Cumali'nin anlattıklarına gerçek yaşam gözüyle çok net bakılabilir. Sadece bu tutanaklar değil, kendi yaşamından da olaylar konu olmuştur eserlerinde.
Yağmurlarla Topraklar adlı eserinin temel örgüsü, Avukat Nihat ile Öğretmen Perihan arasında kasabada geçen aşktır. 1951-1952 yılları arasında Urla'da geçen bu roman dönemin sorunlarına da ışık tutar. Eser o kadar içten ve samimi ki, yazarından yaşamından bölümler okuyoruz gibi. O zaman yukarı da bahsettiğimiz gibi yazarımız 1950-1953 yılları arasında Urla'da avukatlık yapmış. Eser ile yazarın yaşantıları o kadar benzer ki kitaba yazarın gerçek yaşam öyküsü diyebiliriz.
Döneminde yaşanan toplumsal sorunlar ve özellikle çok partili geçiş süreci bu kasaba öyküsünde geri plana itilmemiş aksine eserin ana omurgasını oluşturmuştur. Dünya ve toplum değişirken buna kulağını tıkamayan Cumali, Nihat ile Perihan'ın aşkının arka planında bu değişikliği yerleştirmiştir. Kurgusal bir yapıya sahip olan eser, hem yazarın yaşamından izler taşıması hem de toplumsal yapıya ayna tutması bakımından belge niteliğindedir.
Cumali'nin akıcı üslubu eşliğinde akıp giden eser, okurda derin bir etki bırakıyor.


Yorumlar

  1. Aytmatov okumaya bende ilk Beyaz Gemi ile balamıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok iyi bir başlangıç yaptığımız kanısındayım. Diğerlerini de okumamız için çağrı yaptı adeta.

      Sil
  2. Kitaplar konusunda çok bilgisizim. Daha doğrusu çok unutkanim okusamda hatırlamam :) ki kizim ola a kadar cok okuyan biriydim. Emeğinize saglik güzel detaylandırmışsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öğretmen olduğum için özellikle Türkçe öğretmeni olduğum için kitapların içeriğini de bilmem gerekiyor. Bundan dolayı okuduğum kitaplar hakkında notlar alırdım bir kenara. Şimdi ise buraya yazıyorum bu notları. Hem ben hem öğrencilerim hem de beni takip eden değerli insanlar için faydalı olacağı kanısındayım. Umarım öyledir.
      Çok teşekkür ederim zamanınızı ayırmaya değer gördüğünüz için.

      Sil
  3. Kesinlikle faydanız dokunacaktır. Hemde sadece tek bir okula değil internetin ulaştığı herkese...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Buna vesile olmak mutluluk verici.

      Sil
  4. Çok güzel kitapları paylaşmışsınız... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Ben de okuyunca şahit oldum bu güzelliklere. Okumayanlara da tavsiye ederim.

      Sil
  5. Cengiz Aytmatov'un okuduğum ilk kitabı Toprak Ana'ydı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz de çok iyi başlangıç yapmışsınız. Namını duydum. Umarım okuma fırsatı bulurum.

      Sil

Yorum Gönder